Böceklere esas rengi veren kısım deridir. Fakat eğer deri yeterince saydamsa  hemolenf, bağırsak içeriği, yağ dokusu da bu renklerin oluşumunu değişik oranlarda  etkileyebilir. Rengin oluşumuna göre böceklerin renkleri çeşitli gruplara ayrılır.
A) Pigment Renkleri: Bulundurdukları renk maddelerinden (pigmentlerden) dolayı bazı ışınları emer, bazı ışınları yansıtırlar. Yansıtılan ışınlar böceğin rengi olarak görülür. Bu renk maddelerinin birikimi, zamana, yere ve kısmen çevre koşullarına göre değişebilir. Bazı türlerde, erginleşme olurken bu maddelerin değişik tepkisi ya da kombinasyonu ile bireylerin çevre renklerine kendini uydurma olasılığı da vardır. Çevrenin rengine uyum “Homokromi” olarak bilinir.

1. Kutikula Pigmentleri

Melanin: Eksokutikula içerisine tanecikler halinde dağılmış, zor çözünen bir pigmenttir. Sklerotizasyonun çıkış maddesi olan tirozinin, fenoloksidaz (tirozinaz) enzimi ile dopa (dihidrooksifenilalanin)’ın katalizörlüğü altında, melanine dönüşmesiyle oluşur (Şekil 28:17). Bu pigmentin oluşumu için oksijen gerektiğinden, vücutta, renk maddesi son deriyi değiştirdikten ancak belirli bir süre sonra, tam oluşabilir. Birçok hayıanda türdeki normal bireylerin yanısıra, bazı bireylerde fazladan melanin birikmesi gözlenir, buna, “Ni9rismus” denir; eğer melanin maddesinin oluşturduğu siyah beneklerde fazladan büyürrfe gözlenmişse, buna, “Abundismus” yeni siyah desenler ortaya çıkmışsa buna da “Melanismus” denir. Bazen zeminin tamamen koyulaşması (çok defa tekdüze) sonucu desenler ve benekler artık görülemez hale geçer, buna da “Skotasmus” denir (genellikle hayvan tümüyle siyah renklidir). Nigrizim ve abundizm genellikle çevre koşullarının etkisi altında oluşur. Fakat melanizm kalıtsal olarak meydana gelir. Melanizm, bazı türlerde çekinik olmasına karşın (bu tip hayvanlarda melanizm seyrek rastlanır), bazılarında başattır <bu tip hayvanlarda siyah renklenme daha çoktur). Bazen, ya enzimin ya da pigment ana maddesinin (kromojenin) oluşmaması nedeniyle tüm olarak ya da kısmi renksizlik görülür, buna, “Albinizmus” denir. Çok defa renk maddesinin oluşrnamasına albinismus, enzim oluşmarnasına da “Leukismus” denir. Son iki durum, kalıtsal (eşey hücrelerinde, yani germinatif hücrelerde de bu eksiklik varsa) ya da modifikasyonla (sadece tüm ya da bir kısım somatik hücrelerde) olabilir. Albinoluğa sadece vücudun belirli bir bölgesinde de rastlanabilir. Eğer melanin, enzim azlığından dolayı tam anlamıyla oluşamaz ise, kırmızı basamakta kalacağından, vücudun tümü ya da vücudun belirli bir kısmı kırmızı renkte görülür, buna da “Rufinismus” denir.
2. Epidermis ya da Subepidermis Pigmentleri
a) Ommokromlar:Organizma için yüksek yoğunlukta bulunduğu zaman zehirli olan triptofan adlı bir aminoasitin, “Kynurenin ve 3-hidroksikynurenin” üzerinden yıkılmasıyla oluşur. Oksidasyon basamağına göre, koyu menekşe rengi, sarımsı renkler ve koyu kahverengine kadar çeşitli renkler oluşur. Keza deride ve gözlerde “Ommatin, Xanthommatin, Rhodommatin, Ommidin” gibi pigmentlere de rastlanır.

b) Pterin: En çok böceklerde yaygındır. Çok defa beyaz, sarı ya da kırmızı renler, bu pigmentin tCırevlerinden dolayı ortaya çıkar. Genellikle epidermis hücrelerinde kea tüm dokularda bulunurlar. Metabolizma artıklarından yapılırlar. İlk defa kelebeklerin pul lümenlerinde bulunmuştur. “Pterin” beyaz, “Pteridin” açık sarı, “Xanthopterin” sarı, “Erythropterin” kırmızı, “Chrysopterin” sarı, “Isoxanthopterin” renksiz, “Leucopterin” beyaz, “Biopterin” açık san, “Drosophilin” kırmızı, “Sepiapterin” fildişi rengi verir. Biyosentezleri çok iyi bilinmemektedir. Muhtemelen guaninden sentezlenmektedirler. Melanin, kutikulada birikmesine karşın (altındaki dokularda metabolizma hızı yüksektir),

pterinler epidermis hücreleri bölgesinde bulunurlar (altındaki dokularda metabolizma hızı düşüktür). Üyelerin ucundaki koyu renklenmelerin nedeni çoğunluk buna dayanır. Eşekarılarında abdomendeki renklerin yoğunluğu, altında bulundurduğu dokuların metabolizma düzeyinin yüksekliğini yansıtır.
c) Safra Renk Maddeleri: Böceklerde “Bilirubinoid (doğrusal tetra pirol)” ve daha seyrek olarak “Porphyrin = Porfirin (siklik tetrapirol)” şeklinde rastlanır. Kırmızı renkli hemogiobin bazı larvalarda bulunur (örneğin Chironomidae larvalarında solunum nedeniyle). Miktarı demirin ve oksijenin miktarına bağlıdır. Oksijen miktarı azaldıkça hemogiobin çoğalır. Kuşların kanıyla beslenen kuşsineklerinirı yeşil renkli olması da kuş hemoglobininin işlenmesiyle oluşur. Bu pigmentin daha sonraki değişimlerinden, erginlerde, yeşil renk oluşur. Bilirubinoyitler yeşil ve mavi renkleri oluştururlar (Tettigonla, MantLs ve Locusta’da olduğu gibi).

Şekıl 28.18: a-e) Homoptera’da mum oluşumları. al A/europ/aws coronata ve Pea/İus ke//ogi lAleurodinae)’nin larva evresinde mum uzantıları, bi Orthezia cataphracta <Coccidal dişisinde mum plakaları ve mumdan yapılmış yumurtakesesi d Pemph/gus burar/us (9) ‘un fundatriksirıde yeni başlayan mum salgılanması, d) Cixiidae larvalarında mum uzantılar 1d1 = 0/la- rlusparızeri, d2 = Cixius nervosus), e> 0//enus cuspidatus’un dişisinde abdomenin alt tarafının görünüşü, f-h) Tn/a/eurodes vaporar/orum lAleyroclidae) erkeğinde mumun vücut üzerine sürülmesi (Weber’den).

Diğer Renk Maddeleri: Çok defa besinlerle birlikte bitkilerden vücuda alınırlar. “Carotin = Karotin” vücut tarafından emilerek kelebeklerde her iki kanada. kınkanatlılarda ise çoğunluk üst kanada yığılır. Domatesin esas renk maddesi olan “Lycopin = Likopin” bazı böceklerde özellikle de uğurböceklerinde (Coccinella’da) bulunur. “Xantophil = Ksantofil” (karotinin bir oksitli türevidir) çekirgelerde ve lahanakelebeklerinin larvasında bulunur. Keza besinlerle alınan klorof il de bazı böceklerde çeşitli renklerın yapımı için kullanılır; örneğin Vanessa’daki kırmızı kanat pulları.
3. Salgı Maddelerinin Oluşturduğu Renkler
Vücuttan çıkan birçok salgının, özellikle mum salgısının vücudun üzerine pudra şeklinde, taneli ve ipliğimsi bir şekilde yayılmasıyla oluşur . Birçok Homopter türünde ve Libellula (Odonata) erkeklerinde keza altınböceklerinde (Cetonla) ve birçok Tenebrionidae türündeki pudralı renk bu şekilde oluşmuştur.
B) Yapısal Renkler: Kutikulada bulunan lamelciklerin çeşitli dizilimleri yle, ışığın farklı dalgalarının, farklı yönlerde kırılması sonucu ortaya çıkar (Şekil 28.19). Doğanın en canlı renkleri bunlardır. Özünde herhangi bir renk maddesi yoktur. Bazen yapısal renkleri kuvvetlendirmek amacıyla lamelciklerin bulunduğu katmanın altındaki tabakalarda pigment birikimi görülür. Çok çeşitleri vardır.

Şekil 28.19: lnterferenz renkler. al lnterferenz renklerinoluşumurıunaçıkıanması. Bir renkli ışlnlrı bir kısmı üst yüzeyden, bir kısmı alt yüzeyden yansımaktadır. : Işının düşüş açısı, ‘: Yansıma aÇISI = 6,>3: Kırılma açısı, ‘y: Işığın alt yüzeye düşüş açısı = ‘ .\Kırılan ışının yansıma açısı. Diğer açıklamalar metin içerisinde, bi Uranla croesus, e) Papi/iop”eranthus. Noktalı kısımlar ince plakçıklardan oluşmuş lamelli tabakaları gösterir ve d> Morfo tipindeki bir pulcuğun şematik yapısı. önde enine kesit düzlemi (Süffert’den>.

a) Interferens Renkler (Girişimli Renkler): Bir ya da birçok ince saydam kutikula tabakasının (pulcuğunun) güneş ışığını kırmasıyla ve yansıtmasıyla meydana getirdiği gökkuşağı renkleri bu gruba girer. Birçok kelebekteki yeşil ve mavi kanat renkleri (Papilionidae); Nyrnphalidae. Morphidae, Uraniidae, Zygaenidae, bazı Curculionidae’deki  bu muma benzer yapı gösterir. Balmunıu mirisin [=palmltikasit (C15H31C00H ile myrisil alkolün C30H610H birleşiminden H20 çıkması ile oluşan myrisil alkolün palmitin asit esteridir CH3 (CH2)14C00C30H61] ile sennin (= serbest serotin asit C25H51C00H) bir karışımıdır. Ayrıca az miktarda melissin asidi. yüksek alkoller ve hidrokarbonlar katılır,
d) Dolgu Tabaka: Derinin en dışlaki tabakasıdır. Bazen mum tabakası ile kaynaşmış olabilir. Suda yaşayan böceklerde çoğunluk kaybolmuştur. Yapısı iyi bilinmemekle beraber, fenol Ile tabaklaşmış protein ve yağlardan oluştuğu zannedilmektedir. Farklı elemanlardan oluştuğundan homojen bir görünüşü yoktur.

Kutikuladaki Porlar ve Mumkanalları
Kutikula, epidermis hücrelerinden çıkan birçok kanalla donatılmıştır. Bu kanalların sayısı türden türe değişmekle beraber 50-1 .000.000/mm2 arasında değişmektedir. Çapları sayıları ile ters orantılıdır. Az sayıda olanlarda, çap, 1000 A, çok sayıda olanlarda 150A kadardır. Deri değiştirmede, tabak maddesinin taşınmasında ve mumun iletiminde ödevi olduğu zannedilmektedir. Daha sonra özellikle, ekzokutikulanın sklerotizasyonundan sonra, plazma ile ya da kitin tıkaçlarla kapanır. Porlar ise bu kanalların dışa açıldığı kısımlarda görülür.