Sivrisinek İle İlgili Bilgiler

Erginlerin üreme alanlarından çevreye yayılma mesafeleri türle Erginlerin üreme alanlarından çevreye yayılma mesafeleri türlere göre farklılık göstermektedir. Örneğin tuzlu su bataklıklarında üreyen Aedes sollicitans (Walker) türü kan emmek için rüzgarında yardımı ile üreme alanlarından birkaç mil, Aedes taeniorhynchus (Wiedemann) 40 km uçabilirler. Çoğu türlerin uçuş mesafesi ise ancak, birkaç yüz metredir. Sivrisinekler genelde iyi uçarlar, hıza bağımlı olmaksızın saniyede 250-500 kanat çırparlar. Kanat çırpma hareketi sivrisineğe hem itme hem de havalandırma gücü vermektedir.

Sivrisineklerde Çifleşme

Ergin olduktan iki gün sonra sivrisinekler cinsel olgunluğa ulaşırlar.Erkek sivrisinekler çiftleşme öncesi sürü halinde flört uçuşu yaparlar, flört uçuşu yapan erkek sürüsünün içerisine bir dişi girmek suretiyle çiftleşme gerçekleşir.Bazı türlerde çiftleşme konukçuya bağlıdır.Dişiler kan emmek için konukçunun etrafında yoğunlaşırlar.Konukçulara yaklaşan erkekler de bir dişi ile karşılaşma şansı bulurlar.Tüm bu buluşmalarda erkekler antenlerinde bulunan Johnston organının yardımı ile dişilerin kanat seslerini algılayarak kendilerini o yöne yönlendirirler.Feromonlarda buluşmada etkilidirler.

Sivrisineklerde Beslenme

Erkek ve dişi sivrisinekler karbonhidrat kaynağı olarak nektar ve diğer bitkisel kökenli şekerli maddeler ile beslenirler.Birkaç tür larva döneminde depoladıkları proteinleri erginin ilk yumurtlama döneminde kullanabilirler.Çoğu sivrisinek türü ise yumurta geliştirmek için omurgalıların kanından sağlayacakları büyük miktardaki protein kaynağına ihtiyaç duyarlar.Bu yüzden kan emmek zorundadırlar.

Sivrisinekler Kimlerden Kan Emer

Sivrisinek türlerinde konukçunun yerini saptamak ve kan emmek oldukça karmaşık bir iştir.Besin kaynağı ararken sivrisinekler hem aktif hem de pasif stratejiler kullanırlar.Kan emici bir böcek için konukçu adeta bir kan torbasıdır.Bununla birlikte kan uzaktan algılanamadığı için tüm kan emici böcekler gibi sivrisineklerde kanın varlığına işaret eden bazı metalik yan ürünlerden yararlanırlar.Karbondioksit ve konukçunun vücut kokuları sivrisineğin kemoreseptörlerini uyarır ve konukçunun varlığını işaret ederler.Önemli vektörlerin çoğu antropofiliktir (insandan kan emer), yani daha çok insanlardan kan emmeyi tercih ederler.İnsan ve hayvanlar arasında tercih hakkı olduğu zaman hayvanı tercih eden (zoofilik) türler nadiren vektördürler.Ama bu kuralın istisnaları vardır. Örneğin; Anopheles albimanus

Sivrisineklerde Beslenme Davranışları

Sivrisinekler konukçunun derisi üzerine konup, uygunbir kan emme alanı bulduktan sonra hortumun labial’den oluşan kılıfını geriye
doğru sıyırarak ağız parçalarını deriye sokarak kan emmeye başlarlar.Kemoreseptörler kanın varlığını saptayarak sondaj hareketini kapiller yatak altındaki kan damarları lümenine veya kan damarlarından oluşan hematom bölgesine yöneltirler. Pompalama organları ile kan orta bağırsağa pompalanır ve bir dişi birkaç dakikada kendi ağırlığının dört katı kadar kan emebilir. Midesini
dolduran bir dişi kanı sindirmek ve yumurta gelişimini başlatmak için konukçudan uzaklaşarak sakin bir yere çekilir. Kanın sindirilmesi türlere göre değişmekle birlikte 60-130 saat arasında değişir. Eğer bir sivrisinek kan emme esnasında rahatsız edilir veya emdiği kan miktarı yumurta gelişimi için yeterli olmazsa sivrisinek başka bir konukçu bulmaya çalışır. Gonotrofik gelişim 2-7 gün sürer, yumurtalar olgunlaştıktan sonra dişiler yumurtlamak için uygun bir ortam ararlar.

Sivrisineklerde Yaşam Şekilleri

Sivrisinekler yaşam modelleri bakımından büyük farklılıklar gösterirler.
Larva habitatlarının çeşidi, diyapoza girdikleri dönem ve yıldaki nesil sayısı türlere göre farklılık göstermektedir.

Sivrisineklerin Yapısı

Kan emen böcekler içerisinde insan sağlığı açısından sivrisinekler en önemli grubu oluştururlar.İnsanlara bulaştırılan etmenlerden en önemlileri sivrisinekler tarafından bulaştırılmaktadırlar.Günümüzde dört insan sıtması, filarya parazitlerinden Wuchereria bancrofti ve Brugia malayi ve bazı arbovirüslar dünyanın pek çok yerinde insanların hastalanmasına ve ölümüne neden olan vektoriyel parazitlerdir.İnsan sıtması parazitlerinin hepsi Anopheles türleri ile bulaştırılmaktadırlar.Ayrıca, Anopheles türleri filaryanında çok önemli vektörleridir.Bugün dünyada 300 milyon insan sıtma parazitlerinin bir veya daha fazlası ile enfekte olmakta ve bunların 1-3 milyonu ölmektedir.Vektörler patojenleri mekanik veya biyolojik olarak taşımaktadırlar.Biyolojikten kasıt patojen vektör tarafından alınarak vücudunda çoğaltılır ve gelişme süresinden geçirilerek diğer bir konukçuya aktarılır.

Sivrisineklerden Bulaşan Hastalıkları

Arthropodların vücudunda çoğalan ve arthropodlar tarafından taşınan virüslere arbovirüsler denmektedir.
100 kadar arbovirüs insanları, 40 kadarı ise evcil hayvanları enfekte etmektedir.Özellikle, Culicinae türleri tarafından taşınmak ve bulaştırılmaktadırlar.HIV’in çoğalması için gerekli ihtiyaçları emici böcekler sağlayamadıklarından, bu virüslere vektörlük yapamadıkları bildirilmektedir.Hepatit B virüsunun sivrisinekler tarafından mekanik olarak taşındığına dair ise bazı bilgiler mevcuttur.Çoğu Onchocercidae familyasına ait olan filarya türleri doku parazitleri olup parazitik nematodlar içinde en gelişmiş grubu oluşturmaktadırlar.Bu nematodlar, arthropodları vektör olmaktan ziyade, ara konukçu olarak kullanırlar.Dünyanın çeşitli ülkelerinde insanlara bulaşan Wuchereria bancrofti ve Dirofilaria türleri, Brugia türleri ise Güney Asya’da bulunur ve 70’den fazla Anopheles, Aedes ve Culex türü ise bunlara vektörlük yapmaktadırlar.Sivrisinekler omurgalılardan kan emerken bu nematodların 3. dönem larvalarını vücutlarına alırlar ve vektör yeni bir konukçudan kan emerken bu nematod deriden 13
açılan yaradan 4. larva döneminde omurgalılara geçer, geniş lenf damarlarına yerleşerek cinsel olgunluğa ulaşırlar.

Ülkemizde özellikle Alanya civarında Wuchereria’nın bulunduğu belirtilmekte ve yine ayni bölgede altı vektör sivrisinek türünün bulunduğu, ancak enfekteli sivrisineğe rastlanmadığı kaydedilmektedir.

  • Plasmodium sıtma veya malaryayı meydana getirir ve Protozoa’dır. Anopheles türleri tarafından taşınmaktadır.
  • Flarial nematodlar, Wuchereria ve Brugia cinslerine bağlı türler, insanlarda flariasis meydana getirirler. Anopheles, Aedes, Culex ve Mansonia türleri tarafından taşınmaktadırlar.
  • Sarıhumma, dang hastalığı ve ensefalit gibi virüsleri ise vektör olarak nakletmektedirler. Bunlar, Culicinae türleri tarafından taşınmaktadırlar.
  • Ülkemizde Anopheles sacharovi ve An. superpictus türlerinin Plasmodium vivax’ın vektörü oldukları belirtilmektedir.
    14
  • Ayrıca, An. claviger, An. hyrcanus ve An. maculipennis türlerinin de ikinci derecede potansiyel vektör olabilecekleri kaydedilmektedir.Anopheles hyrcanus, An. algeriensis, Aedes aegypti, Aedes vexans, Culex pipiens, ve Cx. tritaeniorhynchus türlerinin de potansiyel olarak Wucherieria vektörü oldukları kaydedilmektedir.

Sivrisinek İle Mücadele

Sivrisinekle mücadelede kullanılan yöntemlerin genel amacı vektörün üreme alanlarını kurutmak, larva ve erginlerle ayrı ayrı mücadele etmektir.

Sivrisinekler İçin Çevre Düzenlemesi Ve Korunması

Vektör kontrolü için çevre düzenlemesi ile ilgili yöntemler ve yapılan işlemler, hedef vektör ve insan popülasyonunun bulunduğu ortamların vektörün üremesini engelleyecek şekilde değiştirilmesidir.Kısaca vektör kaynaklarını kurutmak ve patojen insan ilişkisini kesmek şeklinde özetlenebilir.

Çevre düzenlemesi;

  • Larva üreme alanlarına drenaj kanallarının açılması,
  • Su birikintileri ve bataklıkların kurutulması,Su taşkını ile habitatların yıkanması,
  • Sucul bitkilerin su drenaj kanallarından temizlenmesi,
  • Su seviyelerinin ve akıntı hızının değiştirilmesi,
  • Konutların sivrisinek üreme alanlarından uzakta yapılmasıVe atık suların birikmesini önlemek gibi düzenlemeleri içerir.
  • Ayrıca, kapı ve pencerelerde sineklik ve uyurken cibinlik kullanılması,Akşam ve gece saatlerinde açıkta oturulmaması,
  • Vücudun açık yerlerinin örtülmesi,
  • Uzaklaştırıcı krem ve losyonlar,
  • Spiral sivrisinek tüssüsü,
  • Elektrikle ısınan fumigant tabletler,
  • Fan ve klima gibi cihazların kullanılması gibi kişisel kontrol tedbirleri alınabilir.

    Sivrisinek ile biyolojik mücadele

    Sivrisinek balığı olarak bilinen Gambusia affinis, Güney Amerika orijinli olmakla beraber pek çok ülkede sivrisinek larvalarına karşı kullanılmıştır.Ayrıca, Poecihia reticulata balık türü de yine oldukça etkilidir.Bacillus thuringiensis, B. sphaericus ve diğer biyopreparatlar sivrisineklere karşı başarılı bir şekilde kullanılmaktadır.Son yıllarda, temiz sularda üreyen larvalara karşı etkili kullanılabilecek olan bir fungus türü Lagenidium giganteum üzerinde durulmaktadır, bu türün ABD kullanımı serbest bırakılmıştır.

    Sivrisinek ile Biyoteknik ve Kimyasal Mücadele

    Culex fatigans Wiedemann, Aedes aegypti (L.) ve Anopheles guadrimaculatus Say’ta erkekler radyasyonla kısırlaştırılmış ve doğaya bırakılmış, ancak hiçbirinin popülasyonunda kayda değer bir azalma olmamıştır. Bunun sebebi kısırlaştırılan erkekler doğaya uyum sağlayamamıştır.Son yıllarda moleküler tekniklerinden yararlanılarak hastalık etmenlerine dayanıklı genleri taşıyan ve doğadakiler ile yarışma gücüne sahip sivrisinek ırkları elde edilmeye çalışılmaktadır.

    Kimyasal Mücadele

    Sivrinsek kontrol programları hem larva hem de ergin döneme yönelik olarak yapılmaktadır.

  • Etkin bir sivrisinek uygulaması için mücadeleye bu bölgelerde larva mücadelesi ile başlanmalı ve daha sonra da belirli aralıklarla devam edilmelidir. Uygun yapılacak larva mücadelesi sivrisinekleri ergin hale gelmeden yok edecek ve ergin mücadelesini büyük ölçüde kolaylaştıracaktır. Larva mücadelesinin hem sivrisinekte hem de karasinekte mücadelenin temelini oluşturduğu unutulmamalıdır. Ancak bu ve benzeri uygulamalar yapılırken sularda yaşayan balıklara ve diğer organizmalara zarar verilmemeli yalnızca hedef zararlıya yönelik biyolojik larvisitler kullanılmalıdır.
  • Larvisit uygulamalarında hedef, sivrisineklerin yoğun olarak bulunduğu üreme alanlarıdır.
  • Alan spreylemesi hedef canlının aktif olduğu saatlerde ve faal olduğu alanlarda
    yapılan uygulamaları kapsamaktadır.
  • Alan spreylemesinde iki farklı metot kullanılmaktadır. Bunlar; ULV (soğuk sisleme) ve Thermal fogging (TF) (sıcak sisleme)’dir.
  • Soğuk sislemede seyreltici olarak genellikle su kullanılır. ULV veya soğuk sisleme, su ile insektisit karışımından elde edilen konsantrasyonun 25-30 mikron büyüklüğündeki damlacıklar halinde düşük bir hacime uygulanmasıdır.
  • Sıcak sislemede petrol türevleri ile insektisit karışımından elde edilen konsantrasyonun dumanlama şeklinde geniş bir hacime uygulanmasıdır.
  • Alan spreylemesinde ULV metodu tercih edilmelidir. Thermal fog veya sıcak sisleme daha çok araçla girilemeyen cadde veya sokaklar ile kent dışı alanlarda sınırlı ve kontrollü olarak uygulanmalıdır. Sıcak sislemenin ağırlıklı olarak kullanılması gereken alanlar ise kanal içi uygulamalardır.
  • 500’ün üzerinde böcek türünde bir veya daha fazla insektisite karşı dayanıklılığın geliştiği, bunlardan % 41’inin ise tıbbi ve veteriner öneme sahip böcek türleri olduğu belirtilmektedir.
    Sivrisineklerden 56 Anopheles, 19 Aedes ve 20 Culex türünde insektisitlere karşı dayanıklılığın geliştiği tespit edilmiştir.